skip to Main Content

Okur Bültenine abone olarak, yeni kitaplar ve duyurulardan haberdar olabilirsiniz.

Birbirinden değerli eserleri ile Sufi Kitap’ta.

Birbirinden değerli eserleri ile Sufi Kitap’ta.

Birbirinden değerli eserleri ile Sufi Kitap’ta.

Yazarlarımız
Ekrem Demirli
Ekrem Demirli
Rize-İkizdere doğumlu. 1993’te Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 1995’te Abdullah İlâhî’nin Keşfü’l-Vâridât’ı adlı teziyle yüksek lisansını; 2003’te de Sadreddin Konevî’de Marifet ve Vücûd başlıklı çalışmasıyla doktorasını tamamladı. Hâlen İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı’nda öğretim üyeliğini sürdüren Demirli, çalışmalarını ağırlıklı olarak iki alanda sürdürmektedir: Birincisi Konevî şarihleri, ikincisi ise İbnü’l-Arabî. Ekrem Demirli’nin Sadreddin Konevî, Abdürrezzâk Kâşânî, İbn Sînâ ve İbnü’l-Arabî’den çevirileri, hakemli dergilerde yayınlanmış makaleleri, ulusal ve uluslararası sempozyumlarda sunulmuş tebliğleri bulunmaktadır.
Robert Frager
Robert Frager

Robert Frager, ABD’li psikolog, yazar, sufi. Benötesi (Transpersonal) Psikoloji’nin öncülerinden ve Pozitif Psikoloji’nin kurucu babalarından olan Frager, Association for Transpersonal Psychology’nin başkanlığı ve Institute of Transpersonal Psychology’nin kurucusudur. Dr. Frager, Muzaffer Ozak’ın halifelerinden biri olarak Halveti-Cerrâhî tarikatının Amerika’daki önderlerinden biridir. Kendisinin başında bulunduğu dergâh California Redwood City’de bulunmaktadır. 1960’larda Japonya’dayken ünlü usta Morihei Ueshiba ile Aikido çalışan Frager 7. kuşak dan sahibi bir Aikidokadır.

Sufi Kitap, “Ragıp Baba” olarak da bilinen Robert Frager’ın tasavvuf hakkındaki eserlerini Türkçeye kazandırmak niyetindedir.

Shems Friedlander
Shems Friedlander
“New York City’nin kalbinde” doğmuş olan Shems Friedlander ödüllü bir grafik tasarımcısı, usta bir fotoğrafçı, ressam, şair, film yapımcısı ve tasavvuf hakkında kitapları olan bir yazardır.

İkisi Hz. Mevlâna ve semazenler hakkında olmak üzere dokuz kitabı vardır. Tabloları New York ve Kahire’de sergilenmiş; çizim ve fotoğrafları muhtelif özel koleksiyonlarda yer almıştır. Çektiği Türk dervişlerin fotoğrafları, belgesel klasikleri hâline gelmiş; New York, Kahire, İskenderiye ve Dubai’de sergilenmiştir.

En son belgesel filmi Faysal: Bir Kral’ın Mirası’nın ilk gösterimi Kasım 2012’de Londra’daki BAFTA Tiyatrosu’nda gerçekleştirilmiş ve eser, Chagrin Falls Belgesel Film Festivali’nde gösterilmiştir.
Shems Friedlander başta Mekke, Medine, Kahire ve İstanbul olmak üzere bütün Ortadoğu’da muhtelif şeyh efendilerden feyz almış, istifade etmiştir. Kraliyet İslami Araştırmalar Enstitüsü tarafından Sanat ve Kültür alanında 2012’nin “En Etkili 500 Müslümanı”ndan biri seçilmiştir. Hâlihazırda Kahire Amerikan Üniversitesi’nde görsel iletişim alanında profesör olarak ders veren Friedlander, dönüşümlü olarak Kahire ve İstanbul’da ikamet etmektedir.
Hayat Nur Artıran
Hayat Nur Artıran

H. Nur Artıran, öğrenimini tekstil üzerine tamamlayarak uluslararası firmalarda yönetici olarak çalıştı.
Çocukluğundan beri bazı sufi üstatların özel derslerine devam etti. İlk tasavvufi eğitimini 1983 yılında Niyazi-i Misri Divanı üzerine yaptı.
"Sertârik Mesnevîhân" Şefik Can'ın (1909-2005) uzun yıllar yardımcılığını yaptı, hizmetinde bulundu.
Cevahir-i Mesneviyye, Mesnevî'den Hikâyeler, Okullar için Mesnevi'den Seçmeler ve Mevlânâ'nın Rubailerinden Seçmeler adlı kitapları yayına hazırladı.

Mesnevi sohbetlerinden oluşan Aşk Bir Davaya Benzer isimli kitabı 2011'de, Aşk Terk Etmez ise 2014'te yayımlandı.
Yurtiçinde ve yurt dişinda birçok konferanslar verdi. Radyo, televizyon programlarına katıldı.
Ulusal ve uluslararası sempozyumlarda tebliğleri, çeşitli makale ve yazılar yayımlandı.
Dünya Engelliler Birliği, Uluslararası Mevlana Vakfi ve merkezi Hollanda'da bulunun Uluslararası Sufi Konseyi üyesi olan H. Nur Artıran halen "Şefik Can Uluslararası Mevlânâ Eğitim ve Kültür Derneği" başkanı olarak yurtiçi ve yurtdışında çalışmalarna devam etmektedir.

Muhyiddin Şekûr
Muhyiddin Şekûr

Ohio, Cleveland’da doğan ve bugüne kadar profesyonel hayatı boyunca çeşitli akademik görevlerde bulunan Şekûr 1973’te ABD Kent Eyalet Üniversitesi’nde Psikolojik Danışmanlık bilim dalından doktora derecesi aldı. Uzun yıllar New York Eyalet Üniversitesi’nde Eğitim Danışmanlığı Doçenti olarak çalıştı. ABD’de ve başka ülkelerde öğretmen ve uygulayıcı olarak bireysel terapi ve aile terapisi alanlarında ders verdi, akıl sağlığı sorunları üzerine makaleler yazdı. Hayatın sadece afakî boyutuna değil, enfüsî anlamına da odaklanan Şekûr, yıllar önce tasavvufla tanıştı. Doğu’da uzun seyahatlere çıktı, kutsal toprakları birkaç kez ziyaret etti. Bosna-Hersek Savaşı sırasında yetim çocuklara psikolojik rehberlik hizmeti veren bir organizasyonu yönetti. O yıllarda yaşadıklarını kitaplarına taşıdı. Şekûr, Hüseynî Hayatî Rufaî tarikatına mensuptur, ömrünü İslam’ı anlamaya adamıştır.

Mahmud Erol Kılıç
Mahmud Erol Kılıç
İstanbul’da doğdu. Sırasıyla Hırka-i Şerif İlkokulu, Vefa Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenim gördü. Ayrıca bazı âlimlerden klasik tarzda dersler okudu ve bazı sûfî üstadların özel derslerine devam etti. Lisans sonrası çalışmalarını özel olarak İslâm Tasavvufu alanında yoğunlaştırdı. 1988’de asistan olarak göreve başladığı İslâm Felsefesi Anabilim dalında, “İslâm Kaynakları Işığında Hermes ve Hermetik Düşünce” isimli yüksek lisans tezini hazırladı (basıldı). Türkiye üniversitelerinde “Tasavvuf Anabilim Dalı”nın kuruluşunun ardından bu anabilim dalında yapılan ilk doktora tezi sayılan “İbn Arabî’de Varlık ve Mertebeleri” isimli tezini savundu (basıldı). Türkçe ve yabancı dillerde birçok ansiklopedi ve dergilerde sahasıyla ilgili makaleleri yayınlandı, milli ve milletlerarası konferanslarda tebliğler sundu, radyo ve televizyon programlarına katıldı. Türkiye Yazarlar Birliği, 2004 yılında Sufi ve Şiir isimli kitabını inceleme-araştırma dalında yılın kitabı seçti. Bir dönem Türk ve İslâm Eserleri Müzesi (TİEM - İstanbul) Başkanlığı (2005-2008), Islâmic Manuscript Association (TIMA - Cambridge) yönetim kurulu başkanlığı (2006-2012) ve Journal of Sufi Studies (BRİLL - Leiden) editörlüğü (2010-2015) görevlerinde de bulunan yazar, Oxford’ta bulunan Muhyiddin Ibn Arabi Society (MIAS)’nin şeref üyesidir. Halen 2008 yılında seçildiği merkezi Tahran’da bulunan İslâm Konferansına Üye Ülkeler Parlamentolar Birliği (PUİC) Genel Sekreterliği görevini deruhte etmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. İngilizce, Arapça, Farsça ve Fransızca bilmektedir.
Ömer Tuğrul İnançer
Ömer Tuğrul İnançer
1946’da Bursa’da doğdu. Orta tahsilini Bursa’da tamamlayıp İstanbul Hukuk Fakülte-si’ni bitirdi. Yirmi yıl kadar muhtelif şirketlerde müşavir-avukatlık yaptıktan sonra 1991 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu’nda sanatçı-müdür olarak çalışmaya başladı. 2011 Haziran’ında yaş haddinden emekli oldu.

Türk kültürü ve sanatı ile ilgili çalışmalarına devam etmektedir. Tahsili sırasında özel olarak müzik dersleri aldı. Çeşitli radyo ve televizyon programlarında misafir sanatçı olarak yer almış olup, birçok yurt içi ve yurt dışı konserlerde müzik faaliyetlerinde bulundu. Tasavvuf konularında da yine yurt içi ve yurt dışında pek çok konferanslar verdi, seminerlere katıldı. Ayrıca çeşitli makaleleri, röportajları ve sekiz kitabı yayınlanan Ö. Tuğrul İnançer evli ve biri psikolog diğeri ekonomist iki çocuk babasıdır.
Şehabeddin Sühreverdi
Şeyh İşrak, Şeyh Maktul, Şeyh Şehid ve Şehab-ı Maktul lâkaplarıyla tanınan Ebu'l-Fütuh Şeyh Şahabeddin Yahya bin Habeş bin Emirek Sühreverdi hicri 549'da İran'ın Zencan vilayetine bağlı Ebher ilçesinin Sühreverd köyünde dünyaya geldi. Sühreverdi, ilk eğitimini kendi köyünde tamamladı. Daha sonra, felsefeye, özellikle İbni Sina'nın görüşlerine şiddetle karşı çıkacak olan Fahruddin-i Razi ile birlikte, o dönemde İran'ın ilim merkezi konumunda olan Merağe şehrine giderek Şeyh Mecdüddin-i Ceyli'den hikmet ve fıkıh usûlü dersleri aldı. Merağe'de bir müddet kaldıktan sonra ilim tahsilini tamamlamak üzere İsfahan şehrine gitti. Orada Zahiruddin Kari veya Zahiruddin El Farsi namıyla meşhur bir mantıkçının yanında İbnu Sahlan es-Sevî’nin Beşâir adlı eserini okudu. Sühreverdi’nin Merağe ve İsfahan'daki bu iki hocası dışında elbette başka hocaları da olmuştur ama maalesef bunların kim oldukları hakkında herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Sühreverdi, Merağe ve İsfahan şehirlerinde felsefe, mantık, fıkıh, hadis, tefsir ve edebiyat başta olmak üzere, o dönemde medreselerde okutulan bütün dersleri okudu. Eserlerinden onun matematik, astronomi ve ulum-ı garibe denilen ilimlerden de haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Sühreverdi, İsfahan'da bulunduğu dönemde sufilerle tanışmış, Beyazid Bestami ve Hallacı Mansur gibi ariflerin etkisinde kalmıştır. Büyük bir ihtimalle yine bu dönemde, Antik İran felsefesi veya kendi deyimiyle Husrovani hikmetin temel esaslarıyla tanışmıştır. Sühreverdi, İsfahan'da ilim tahsilini bitirip sufilerle tanıştıktan sonra uzun seferlere çıktı. Anadolu ve Suriye'ye gitti. Uzun bir zaman Diyarbakır, Miyafarkin (Silvan), Hani ve Mardin şehirlerinde kaldıktan sonra Konya ve Sivas'a gidip Sultan II. Kılıçarslan'ın oğulları Berkyaruk, Melikşah ve Süleyman'a ders verdi. Sonra tekrar Diyarbakır'a döndü, oradan da Suriye'ye giderek Selahattin Eyyubi’nin oğlu ve Halep şehrinin hakimi Melik Zahir’in isteği üzere, şehid olacağı güne kadar Halep'te kaldı. Sühreverdi, bu zaman zarfında nefsini terbiye etmeyi esas alarak zamanının çoğunu itikaf, ibadet ve teamülle geçirmiş, kendisini çetin riyazetlere adamıştır. Sühreverdi’nin Halep şehrinin ulemasıyla olan ilmi tartışmaları Melik Zahir’in kulağına gittiği zaman Sühreverdi’yi şehrin önde gelen âlimlerinin katıldığı bir münazaraya davet etti. Melik Zahir bu münazara sırasında Sühreverdi’nin düşüncelerinden çok etkilendi ve kendisine, Halep'te kalıp ders vermesi için gerekli ortamı hazırladı. Melik Zahir'in Sühreverdi’yi sevip kollaması, her gün kendisiyle görüşmesi ve Sühreverdi’nin kimseden korkmadan açık sözlülükle bildiklerini anlatması şehir ulemasının rahatsızlığına neden oldu. Sühreverdi’yi Melik Zahir’e şikâyet etmekle bir fayda elde edemeyeceklerini bildiklerinden, altında mühürlerinin olduğu şikâyetnameyi Selahattin Eyyubi’ye gönderdiler. Haçlılarla savaş halinde olan Selahattin Eyyubi, ulemanın desteğinden mahrum kalmamak için oğluna Sühreverdi’yi öldürmesi emrini verdi. Melik Zahir, babasını bu karardan vazgeçirmek istediyse de başarılı olamadı, sonunda istemeyerek de olsa babasının emrini yerine getirmek zorunda kaldı.
Feridüddin Attar

Daha çok Ferîdüddîn Attâr ismiyle bilinen Ebu Hamid Muhammed bin Ebubekir İbrahim bin İshak Attar Nişaburî, medreseleri ve tekkeleriyle meşhur olan Horasan bölgesinin Nişabur şehrinde dünyaya geldi. Tezkirelerde doğum tarihi farklı olarak aktarılan Attâr’ın Hicrî 540 tarihinde doğduğu tahmin edilmektedir. Attâr’ın tasavvuf ehli insanlarla nerede ve nasıl tanıştığı hakkında çok farklı rivayetler ve hatta efsaneler zikredilmiştir. Ama kendisi Tezkiretü-l Evliya adlı eserinde, çocukluk yıllarında bu taifeyle tanıştığını belirttikten sonra onların sözlerinin her zaman kendisine huzur verdiğini anlatır. Hüsrevnâme (İlahînâme) adlı eserinde de, imayla, gençlik yıllarında zâhirî ilimleri okuduğunu söyler. Sâliklerin öncüsü bir mürşid olmasına rağmen baba mesleği olan tebabeti bir tarafa bırakmayan Attâr, hayatı boyunca kendi el emeğiyle geçindi. Hüsrevnâme adlı eserinde günde beş yüz insanın tebabet dükkânına başvurduğunu ve onları tedavi edip kendilerine ilaç verdiğini belirtir. Hicrî 618’de Moğolların, Cengiz’in öldürülen damadının intikamını almak için saldırdıkları Nişabur şehrinde birçok âlim ve ârifle birlikte şehid edilir. Attâr, Hakk yolunun âşıklarına yol gösterici nitelikte birçok eser kaleme almıştır. Dr. Ahmed Suheyli Hansarî, Attâr’ın Hüsrevnâme adlı eserine yazdığı önsözde elliye yakın kitabın Attâr’a nispet verildiğini belirtir. Bunlardan sadece Muhtarnâme, Esrarnâme, Divan, Hüsrevnâme, Musibetnâme, Mantıku’t-Tayr, Cevahirnâme, Şerhu’l-Kalb ve Tezkiretü’l-Evliya’nın Attâr’a ait olduğu kesinlik kazanmıştır. Yukarıda zikredilen eserlerden sadece Tezkiretü’l-Evliya mensur bir eserdir. Diğerleri ise manzum eserlerdir. Attâr’ın meşhur bir sima olmasının nedeni de bu manzum eserleridir.

 

İran ve İslam edebiyatında önemli bir yere sahip olan Attâr’ın eserleri herkesin anlayabileceği sadeliktedir ve akıcıdır. O, eserlerinde herkesin anlayamayacağı ıstılahlardan istifade etmekten kaçınır ve günlük konuşma diliyle düşüncelerini anlatır. Attâr, eserlerinde sık sık hikâye ve temsillere başvurur, özelikle âşıkların dertlerini dile getireceği zaman kendisi bu dertleri yaşamış gibi olayı derinlemesine ve içten anlatır. Bu da eserlerinin akıcılığını artırır.

 

Instagram
This error message is only visible to WordPress admins

Error: No connected account.

Please go to the Instagram Feed settings page to connect an account.

Back To Top