skip to Main Content
Allah’a Dönüş

Allah’a Dönüş

Büyük ruhaniyetli âlim Hâris el-Muhâsibî, Hasan-ı Basrî hazretlerinin talebesi Cüneyd-i Bağdadî başta olmak üzere birçok ünlü sûfînin hocasıdır. Abdülkâdir Geylânî ve İmam Gazzâlî gibi maneviyat üstadlarının da ilham aldıkları seçkin bir mutasavvıftır.

Bütün İslâmî ilimlerde zamanının en bilgili kişisi olarak kabul edilmiş, ayrıca kendisi ilim çevrelerince de âlimlerin ve sûfîlerin kutbu olarak görülmüştür.

İnsan psikolojisini en iyi bilen, nefsin aldatmacalarını ve ruhun hastalıklarını çok iyi teşhis eden ve nasıl tedavi edileceği konusunda son derece yetkin olan Muhâsibî, bu eserinde insanın Allah ile bağını tekrar nasıl kurabileceğinin ve insanın nasıl kendisiyle barışık hâle gelip ruh huzuruna erebileceğinin yolunu gösteriyor.

Allaha Dönüş

Kitaptan Alıntılar

"İlmin ilk kapısı susmak,
ikincisi dinlemek,
üçüncüsü edindiği bilgiyi
eksiksiz uygulamak,
dördüncüsü de yaymaktır."
"Ebu Cafer Muhammed ibn Musa'ya, 'Allah sizi esirgesin! Yüce Allah'ın yoluna nasıl yönelmeliyim?' diye sordum. Cevapladı: 'Allah'ın istediği gibi bir Allah'a dönüşle. Sordum: 'Allah'a dönüş ne demek?' Cevapladı: 'Tövbe, ey genç, tövbe!'"
"Yaptığın her hareketi gözünün önüne getir ve kendi kendine sor: Niçin? Kim için? Eğer Allah içinse devam et! Allah rızasını gözetmeyen başka bir şey içinse vazgeç!"
"Allah'ın senin için yazdığı kaderin yükünü taşırken O'nun sana bakmakta olduğunu bilirsen sen o yükü daha rahat taşırsın. Çünkü sen geçirmekte olduğun bir imtihan sırasında Allah tarafından görülmekte olduğunu bilmektesin."
"Gönül rızaya, her başarının Yüce Allah'tan geldiğini ve O'nun bir nimeti olduğunu bilmekle kavuşur."
"Bilmelisin ki senin şükrünün azlığı, Yüce Mevlâ'nın ihsanı sayesinde büyük olur. Aslında sen, bütün varlıkların ettikleri şükrün tamamıyla bile gelsen o şükre güç yetiremezsin ve organların o şükrü yerine getirmekten âciz kalır; idrakin de böylesi bir şükrün altından kalkamazdı. İşte bunun için sen hakkıyla yerine getiremesen de çok fazla şükretmeye devam etmelisin."
"Üçüncü halife Hz. Osman bin Affân Abdullah ibn Mesud Hazretlerine hastalığı sırasında sordu:
-Derdin ne?
-Günahlarım.
-İstediğin bir şey var mı?
-Rabbimin rahmeti, bağışlaması...
-Senin için tabip çağırmamız gerekmez mi?
-Beni hasta eden zaten tabip..."
"Kalplere inişi sırasında bilgi, çalkantılı ve coşkundur. Suyun yatağına erişince sakinleşmesi gibi, o da ancak yatağını bulunca sükûna erer. İşte kul da bu şekilde dinginlik, ilim, yumuşaklık, müsâmaha, Allah Teâlâ'nın vaadi karşısında hüsn-i zanla dolar ve kalbi ilahî müjde ve tehditler konusundaki her şeyi bilir ve kabullenir."

Satış Noktaları

Back To Top