Evvel’e Yolculuk

Evvel’e Yolculuk

Hikmetin dili, sembol ve sükûttur lakin “aşk söyletir/dert ağlatır” sırrından hareketle, Muhammedî nûrun çeşitli düzeylerdeki tecellilerinden söz açan böylesi bir konuşmanın ülkemizin nadide bilgin ve araştırmacılarından Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç’la yapılması kaçınılmazdı. İrfan düşünce tarihinin en yetkin araştırmacılarından Kılıç’la özellikle Mağripli büyük bilge Muhyiddin İbnü’l-Arabî’yi eksene alarak ve sufilik düşüncesi merkezinde felsefe, edebiyat, sanat, politika konuşuldu.

İlâhî aşkın sırlarından, Efendimiz’in(sav) hakikatine, hermetik bilgelikten kadim Yunan’daki “sophia”ya, nazarî tasavvufun tarihinden Şeyh-i Ekber’in zengin dünyasına, Kur’ân’ın te’vil ve tefsirine ilişkin yöntemlerden ve sırlardan söz edilen bu sohbette Kılıç, tasavvufun bütün semavî öğretilerin bâtınî boyutu olduğunu söylerken, irfan ve hikmet gelenekleri arasındaki farkı da vurgulamayı ihmal etmiyor.

Evvel’e Yolculuk, ilâhî olana dönüşü, modern insanın krizleriyle birlikte ele alan nadir bir çalışma…


Kitaptan Alıntılar

"Bütün zahir oluşlar, "iç"ten "dış"a doğrudur. İçte olan dışı etkiler, dışta olan da içi... Dolayısıyla ne içi ne dışı ihmal edebiliriz. İç ve dışa kıymetleri nispetinde değer vermek önemli. İçe daha çok vurgu yapmamız, modernizmle yaşanan ihmalin sonuçlarını gidermek içindir. Bugün "iç"in inşası gibi bir önceliğimiz var. Günlük hayat pratikleri bu ihtiyacın ne kadar elzem olduğunu gösteriyor. Ticarette, kültürde, siyasette olmayan bir "iç"in boşluğuyla dövünüyoruz. Yasalarla, polisiye tedbirlerle kapatmaya çalıştığımız ama kapatamadığımız boşluklar... Hayır, sadece kanunlarla buradan çıkamayız. Mayasız bir insan var karşımızda; mayasız, dolayısıyla olmayan... İnsan olmayınca yasa ne yapsın!? Hem yasa da var, daha iyi bir anayasa arayışı bitmiyor. Temel sorun bu değil ki! Yasa dışı fiil, kötü olarak görülmediğinden yasa çiğnenebiliyor veya yasadaki boşluklardan yararlanılıyor. Bir de Hz. Peygamber (SAV)'in hayatından şu sahneye bakın! Bir hanımefendi Hz. Peygamber'e gelir, "Efendim, büyük günahlardan birini işledim, cezamı istiyorum" der. "Git, tövbe et!" denir kendisine. Kadının hassasiyeti ve Efendimizin inceliği çok şey söylüyor: Yasa karşısında teslimiyet ve yasanın uygulanmasındaki hassasiyet..."

"Günümüzde suret ve mana irtibatı kopmuş durumda. Ya suret lehine, mana aleyhine ya da bunun tersine bir durum var. Herkes Mevlânâ'dan bakabildiği kadarını görür ve alır. Bazıları Mevlânâ'yı eksik bakış açısıyla ele alıyor, dolayısıyla yanlış değerlendiriyorlar. Bu bakış açısıyla hareket edenler, "Hz. Mevlânâ o kadar evrenseldir ki, sanki ayakları hiç yere basmaz" demek suretiyle, onun ait olduğu düşünce ve irfan mektebini, hatta Hazret-i Muhammed (SAV) indirilmiş olan hususi maneviyatı da inkâr etmiş oluyorlar. Bütün dinlere saygısı vardı, fakat, "Ben sağ olduğum müddetçe Kur'ân'ın bendesiyim, Hz. Muhammed'in yolunun tozuyum" diyerek yolunu belirlemişti. Bu nokta çok önemlidir."

Satış Noktaları