skip to Main Content
Fihi Ma Fih

Fihi Ma Fih

Gerçek anlamda bir şaheser olan Fîhi Mâ Fîh, Hz. Mevlâna’nın çeşitli ortamlardaki konuşma ve sohbetlerinden, ayrıca kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplardan oluşan gerçek bir maneviyat ve irfan hazinesidir.

İngilizcesi, Almancası ve Fransızcasıyla Batılı düşünürleri, Mesnevî kadar derinden etkileyen Fîhi Mâ Fîh pek çok kişinin İslâm’a ısınmasına ve hidayetine vesile olmuş ve olmaya da devam ediyor.

Bu kitap, bizim yeterince bilip takdir edemediğimiz eşsiz klasiklerimizin en başta gelenlerindendir.

Önsözde yazılanlara göz atan bir okuyucu, Fîhi Mâ Fîh’i neden kitaplığında bulundurması ve dönüp dönüp okuması gereken ölümsüz bir eser olduğunu görecektir.

Fihi Ma Fih

Kitaptan Alıntılar

•"Bil ki bu dünyada gördüğün her bir şey, öte âlemde de mevcuttur. Bir su damlasında gördüklerinin hepsi okyanusta da bulunur, çünkü bu damla o okyanustan gelmedir. Göğün, yerin, Arş’ın ve diğer harikaların yaratılışı da böyledir. Yüce Allah ataların ruhlarına bunların ihtiyacını koydu, böylece de âlem zuhur etti."
•"Yüce Allah’ın ince tertibi vardır. Güzel görüntüler gösterir; fakat bu iyi görüntülerin altında kötüleri de vardır. Bunu da insanoğlu gurura kapılıp da 'Ben iyi düşünürüm, ben iyi davranırım ve başıma gelen her şey iyidir' demesin diye yapar. Eğer her olup biten görünüşe uygun olsaydı, kendisi o çok canlı, o apaydın ve o çarpıcı gönül gözüne sahip Peygamber Efendimiz şöyle demezdi:
'Yâ Rabbi, bana eşyanın hakikatini olduğu gibi göster!'
Yani: Güzel diye gösterirsin, gerçekte çirkindir; olup biteni çirkin gösterirsin, aslında güzeldirler."
"İnsan bu dünyaya özel bir görevle gönderilmiştir; bu özel görev, onun gerçek hedefidir. Onu yapmazsa, gerçekte hiçbir şey yapmamış demektir."
•"Hikmet yağmur gibidir, kaynağında sonsuzdur, fakat kışın, baharda, yazda ve güzde, belli bir ölçüye göre az veya çok yağar. Ama kopup geldiği yerde sınırsızdır o."
•"Akıl, pervane gibidir, Sevgili ise yanmakta olan muma benzer. Pervane mumun alevine atıldıkça yanar ve yok olur. Fakat pervane odur ki yanmasına ve azap çekmesine rağmen alevden uzaklaşmaya dayanamaz.
Allah aşkıyla tutuşmayan ve (O’na ulaşmak için) gayret göstermeyen insan da insan sayılmaz. Eğer insan O’nu anlayıp kavrayabilseydi, O da Allah olmazdı."
"Söz dinleyene göredir. Eğer söylenen söz, dinleyenin kalbini açıp genişletmiyorsa, söyleyenden de hikmetler fışkırıp akmaz. Dinleyen ne kadar çekip alır ve özümserse, hikmet de o kadar çok gelir."
•"Âşıkların kalbinde hiçbir ilacın çare etmediği bir sızı vardır. O derdi ne uyku giderir, ne gezinti, ne yiyecek, hiçbir şey… O dert ancak Dost’u görmekle geçer."

Satış Noktaları

Back To Top