skip to Main Content
Fütûhu’l-Gayb

Fütûhu’l-Gayb

“(Dünyanın) lezzet ve şehvetinden çıkan kerih kokuyu duyar duymaz tıkayıver burnunu. Kurtar kendini ondan ve onun âfatından. Sana taksim olunan elbet ki ulaşacak sana. Bir de bakmışsın ki sen bambaşka bir sen olmuşsun.”

İnsan, türlü olumsuzluklarla karşı karşıya kaldığında çoğu zaman ne yapacağını bilemez, bununla birlikte, durup bir düşünme payı da bırakmaz kendine. Hemen fiiliyata geçme isteği, insanda zuhur eden temel davranışlardan biri olur. Oysa yaratılmışların en makbulü olarak dünyaya gelen insan; özüne döndüğünde kendi içinin âlemlerini keşfetmeye, içinde ve dışında görüp tahayyül edemediği bütün âlemlerin Rabbine gönülden hamdetmeye başlar. Burada ise “âlemlerin keşfi” başlamış, gaybın yani insana bilinmeyen katmanların perdeleri kişinin istidadınca açılmaya başlamıştır.

İşte, velîlerin velîsi, “Gavsü’l-Âzâm” Abdülkâdir Geylânî, sohbet usulünde vücuda gelmişen önemli eserlerden biri olan Fütûhu’l-Gayb‘da, okuyucuları âdeta, dizinin dibinde muhabbetli sohbetini dinleyen birer derviş misali manevî bir eğitime tâbi tutarak dünyanın süflî meseleleri ile münakaşadan bîzar olup kalbi temizlemeyi ve bu vesile ile Allah’a yaklaşmayı şiir gibi akan cümleleriyle öğretiyor.

Fütûhu’l-Gayb, bir tasavvuf klasiği olmasının yanı sırageleneksel eğitimin metodunu da içeren bir sohbet usulü klasiği özelliğini de taşıyor.

Fütûhul-Gayb

Kitaptan Alıntılar

"Bir mü'min hayatının tamamında üç şeyden beri olamaz. Mü'min, yapılması zarurî görülüp emredilene uymalı, terki zarurî görülüp nehyedilenden kaçınmalı, kaderine de rıza göstermelidir. Mü'minin hali ancak bu üç menzilden birinde konaklar."
"Kur'ân-ı Kerîm ve sünnet-i seniyyenin yolunu takip edin, bid'atlere düşmeyin, Allah'ın emirlerine itaat edin, zayıf saçların kökünden kopması gibi yolunuzdan çıkmayın, tevhidden zerre kadar ayrılmayın, şirke de zerre kadar bulaşmayın."
"Allah'ın yarattıklarından kesilip onlardan müstağni oluverdin mi o esnada sana buyurur bir buyuran: 'Allah seni merhameti ile kuşatsın, hevâyı alsın da atsın göğsünden.' Hevândan da müstağni oluverdin mi seslenir sanki bir ses yeniden: 'Allah'ın merhameti kendine yoldaş olan kişi... İraden çıksın gitsin içinden, arzuların da terk etsin seni.'"
"(Dünyanın) lezzet ve şehvetinden çıkan kerih kokuyu duyar duymaz tıkayıver burnunu. Kurtar kendini ondan ve onun âfatından. Sana taksim olunan elbet ki ulaşacak sana. Bir de bakmışsın ki sen bambaşka bir sen olmuşsun."
"Allah'ın fiili ile iradenden fâni ol. İşte tam o anda Allah'ın ilminin içinden akacağı bir oluk misali olursun."
"Kendi kendine harekete geçme sakın. Nefsine de güvenme. Kendin için de başkasına güvenme. Nefsini müdafaa etme, ondan nefret de etme. Bütün bu hususlarda Allah'ı vekil kıl. Evvelinde de seni himaye eden O, sonrasında da seni himaye eden O. Öyle değil mi ki sen daha ana rahminde bir gaib iken de beşiğinde süt emen bir bebecik iken de kendisine tevekkül edilen O'ydu."
İradenden fâni olmanın alameti senin hiçbir murada talip olmamandır. Gerçekleştirmek istediğin hiçbir gaye yoktur senin için. Bir ihtiyacın kalmaz. Bir özlemin de yoktur. Çünkü sen Allah'ın iradesi ile O'ndan başkasını murad edemezsin ki. Bilakis Allah'ın fiili sende cereyan eder. Allah'ın irade ve fiilinin yamacındasındır sen artık. Âzaların sakinleşmiş, ruhun mutmain…"

Satış Noktaları

Back To Top