Hz. Mevlanadan Görüp İşittiklerim

Hz. Mevlanadan Görüp İşittiklerim

Hz. Mevlânâ hakkındaki kanaatlerimizin büyük bir kısmı Hazret’in vefatından yaklaşık seksen yıl sonra yazılmış olan Eflâki Dede’nin Menakib’l-Ârifin eserine dayanır. Ancak elinizdeki eser Hz. Mevlânâ’ya kırk yıl hizmet eden, onun en yakın müridlerinden Sipehsâlâr Feridun bin Ahmed Hazretleri’nin, Hz. Pîr’le ilgili hatıra ve düşüncelerini barındırmaktadır.

Sipehsâlâr’ın bu mütevazı eseri, tasavvufun en yüksek mertebelerini açıklamakta, Hz. Mevlânâ’nın türbesini, cübbesini değil, hakikatini tanıtmaya çalışmaktadır.

Aslı Farsça olan bu edebî eser, son dönem önemli Mevlevî simalarından Ahmed Avni (Konuk) tarafından tercüme edilmiş olup sadeleştirilerek sunulmuştur.


Kitaptan Alıntılar

"Gençliğimde bu derviş taifesinin muhabbet ve ihlâsı bu zayıfın gönlünde ve canında büyük tesir bırakmıştı. Nihayet saadet rüzgârı esip bu zayıf, fakîr ve hakîri şeyhimiz, seyyidimiz, senedimiz, evliyanın kutbu, en takvalı kişilerin ve muhakkîklerin sultanı, muvahhidlerin bürhanı, ezel sırlarının açıcısı, ebedî gizliliklerin açıklayıcısı, ilâhî sırrın en büyüğü, Hak bürhanının en açık olanı, Cenâb-ı Rabbü’l-Erbab’ın sevgilisi, kutuplar kutbu, bütün lakaplardan müstağni, Mevlânâ Celâülhak ve’l-millet-i ve’d Din, bütün peygamberlerin vârisi Muhammed bin Muhammed bin el-Hüseyniyü’l-Hatıybî el-Belhî el-Bekrî -Allah onların hatıralarını kemalatıyla büyütsün ve ruhlarını takdis etsin- Hz. Hudavendigâr’ımın kutsal dergâhına eriştirdi. Ömrümün hülasasını Hazret’lerine devamlı bağlılıkla, kendimde olmayarak geçirdim. Onların sevgisinin nakışlarını taşa kazınmış nakış gibi gönül sayfama yazdım. “Göz görmedik” bir cemal gördüm ve “kulak işitmedik bir kelam” işittim."

"Hakikatleri bilen, kâmil ve keşif sahibi büyük bir padişahtı, bütün bâtınî ve zâhirî ilimlerde eşi benzeri yoktu. Kıyısı olmayan bir hakikat ve maarif deryasıydı."

"Onun yüksek sözlerinden faydalanmak isteyenler; cemaati tarafından toplanmış olan sözlerini inanarak okumalı, mana ve hakikatinde tefekkür etmelidirler ki, o kutsal fidanın temiz meyvesinden pay alarak berhudar olabilsinler."

"Kendisine ledün ilmi açıldı, riyazet ve mücahedeyle yüksek makamlara erişti. Hakk’ın sırlarını kabul edip, hazinelerinin mahremi oldu. Yeryüzünde halife olan Hızır(as) ile görüşürdü. İlâhî sırlardan bir müşkülle karşılaşsa Hz. Hızır gelip ona açıklar, rumuz sırlarından konuşup sohbet ederlerdi. "

Satış Noktaları