skip to Main Content
Kalp, Nefs Ve Ruh

Kalp, Nefs ve Ruh

“Aşk, tasavvufun özüdür ve aşkın mekânı kalptir.”

Tasavvufun ele aldığıen önemli kavramlardan olan kalp, nefs ve ruh; günümüz psikoloji ekollerinin en önemlilerinden olan benötesi psikolojinin kurucusu Prof. Dr. Robert Frager’ın kaleminden meraklısıyla buluşuyor. Kalbin arındırılmasını, nefsin terbiye edilmesini ve ruhun tekâmülünü esas alarak bu üç kavramı çeşitli evliya menkıbeleri, hikâyeler, anekdotlar ve ilahiler eşliğinde, birer gelişim haritası sunarak aktaran bu eser, bölüm sonlarında okuruna sunduğu çeşitli gelişim egzersizleri ile de yirmi birinci yüzyılda manevî açlık içinde bulunan ruhlara seslenmeye çalışıyor.

Birçok mürşid-i kâmilin, dervişin ve mutasavvıfın üzerinde en çok durduğu kavram olan “aşk” kapsamında şekillenen Kalp, Nefs ve Ruh: Tasavvuf Psikolojisinde Gelişim, Denge ve Uyum,aşkın neşet ettiği merci olan kalbin katmanlarını, bu katmanların tasavvuftaki seyr ü sülûk ile aşılan nefsin yedi mertebesinde hangi kısımlara tekabül ettiğinin derûnî boyutlarını detaylı bir şekilde ele alarak, günümüzde eksikliği duyulan manevî rehberliği vurguluyor.

Kalp Nefs ve Ruh

Kitaptan Alıntılar

- Aşk, tasavvufun özüdür ve aşkın mekânı kalptir. Aşkın gücünü ve uyanık bir kalbin önemini en berrak biçimde anlatanlar sûfî şairlerdir.
- Nefs, zevke düşkündür ve Rabbini önemsemez. Kalp ise Allah'a düşkündür ve yalnızca Allah'ı anmakla tatmin olur.
- Kalbimiz, "Lâ ilâhe illallah" turnusol testiyle, bize bu dünyadaki hiçbir şeyin tapınmaya değmediğini, Rabbimizin her yerde bulunduğunu gösterir.
- Nefs, bir bakıma, bizi sınamak için sadra girer. Başarılı olmak için mutlaka farz ve nafile ibadetlerimizle dualarımıza sarılmalı, ihlasla ve şefkatle hareket etmeye de devam etmeliyiz.
- Beyin, veri saklayan ve depolanan bilgileri yeniden düzenleyebilen bir bilgisayar gibidir, yaratıcılık ise kalpten gelir. Maalesef; birçok kibirli, dünyaya düşkün ve bencil yaratıcı bireyde görüldüğü gibi nefs kalbin yaratıcılığını kötüye kullanabilmektedir.
- Hikmetsiz ilim sahipleri tıpkı yabancı bir ülke hakkında yıllarca eğitim gören ancak o ülkeyi asla ziyaret etmemiş bilim adamları gibidir. O ülke hakkında ne kadar bilgi öğrenirlerse öğrensinler, o ülke hakkındaki idraklerinde daima bir eksiklik olacaktır. Aynı şekilde, ilimsiz hikmet de yeterli değildir. Bu durum tıpkı bir ülkenin dilini, tarihini ya da geleneklerini bilmeksizin o yabancı ülkeyi ziyaret eden turistlerin durumuna benzer. Turist, o ülkeye dair doğrudan tecrübeye sahip olabilir ancak onu anlayacak ya da takdir edecek bilgiden yoksundur. Yalnızca, hem bilgi sahibi olanlar olan hem de tecrübe kazanmış olanlar kesin bilgiye ulaşacaklardır.
- Hz. Peygamber(asm), ashabına şu duayı öğretmişti: "Allahım! Bana Seni sevmeyi ve Seni sevenleri sevmeyi ve beni Sana yakınlaştıran her şeyi sevmeyi nasip eyle. Ya Rabb! Senin sevgini bana, susuz kalmış biri için soğuk suyun değeri ne ise ondan daha değerli kıl!"

Satış Noktaları

Back To Top