Keşif Ve Kerâmet

Keşif ve Kerâmet

İlham ve kerâmet konusunu abartan, bu konularda aşırı giden; aklın, fikrin, mantığın ve ilmin değerini hafife alan, hatta bazen sıfırlayan kişi ve zümrelerin mevcut olduğu bilinen bir husustur. Bunlar kendi tutumlarını savunmak için büyük sûfîlerin bazı görüşlerini ileri sürüp onlardan destek almak çabasına girmektedirler. Diğer taraftan insan bilgisinin izafî olduğu hususunun günümüzde daha fazla ortaya çıkması ve kabul görmesi dogmatizmi, rasyonalizmi, hatta bilimi de geniş ölçüde etkilemiş, bunlara kayıtsız şartsız ve mutlak olarak güvenilemeyeceğini ortaya koymuştur. Bu sebeple ilim ve akıl adına keşfe de kerâmete de karşı çıkmak kolay olmamaktadır.

Tasavvuf kültürü ve tarihi alanında önemli bir araştırmacı olan Prof. Dr. Süleyman Uludağ, tarihte ve günümüzde en fazla tartışılan hususlar olarak bu eserde mümkün mertebe konuya hem dinî ve İslamî açıdan, hem de beşerî ve insanî açıdan bakıyor. Anlaşılır bir açıklama ve gerçekçi bir yorumu benimsiyor.

Keşf ü kerâmâta erer
Cümle makâmâtı geçer
Vahdet gülün dâim derer
Gülzâr-ı Hû ya Hû ile


Kitaptan Alıntılar

Kur'ân'da anlatılan kıssalar neyse tasavvufta anlatılan kerâmetler ve menkıbeler de odur. Her ikisi de dinî hayatın önemli unusrlarından ve olmazsa olmazlarındandır.

İbn Teymiyye'ye göre bazab imanı zayıf veya ihtiyaç içindeki bir müminden, imanı güçlendirmek veya ihtiyacını gidermek için kerâmet zuhur eder. Bundan dolayı sahabeden çok tabiînde kerâmet olayları görülmüştür. Hz. Peygamber döneminden ve nübüvvet meşalesinden uzaklaştıkça kerâmet olaylarının artmasının sebeplerinden biri de budur.

Kemâl ve marifet sahibi olmak, ilahi huzurda bulunma, Allah'ın emir ve yasaklarına tam olarak uymak, O'nunla ünsiyet etmek ve iradesine teslim olmak, ilahi ve zati tecelliye mazhar olmak, mezkurla zikirden, zikirle mezkurdan fani olmak ve ilahi hitabı işitme de kalbe ait kerâmetlerdendir.

Satış Noktaları