skip to Main Content
Mevlana Celaleddin Rumi’nin Unutulmuş Mesajı

Mevlana Celaleddin Rumi’nin Unutulmuş Mesajı

“Ben yaşadıkça Kur’ân’ın bendesiyim, ben Hz. Muhammed’in (sav) ayağının tozuyum. Biri benden bundan başkasını naklederse ondan da bîzarım o sözden de bîzarım (şikâyetçiyim).”

Mevlânâ Celâleddin Rûmî Hazretleri, kökleri doğrudan Nur-i Muhammedî’den beslenen manevî bir ağaç gibidir. Fakat günümüzde oldukça popüler olan kültür akımları ve “new age” dalgaları onu ve aşk öğretisini yanlış yollardan aktarmaya ve farklı yönlendirmeye cüret ediyor.

Oysaki Hz. Mevlânâ’nınMesnevî’si, Dîvân-ı Kebîr’i ve gönüllere dokunan diğer eserleri bizi günlük koşuşturmacalarımızdan ve gaflet halimizden kurtaracak birtakım “unutulmuş mesajlar” içeriyor ve aslında açık birer “gönül” mektubu olarak bizleri bekliyor.Bugün çok sayıda insan Hz. Mevlânâ’nın eserlerini severek okuyor fakat bazen kendisinin asıl referans kaynaklarıolan İslamî ve tasavvufî bakış açısını bir şekildedışarıda bırakmış oluyor.

İşte Shems Friedlander, Mevlânâ Celâleddin Rûmî’nin Unutulmuş Mesajı‘nda, Hz. Mevlânâ’nın esas vurgularını kavramanın özünü ancak ve ancak Hz. Mevlânâ’yı bir Allah dostu, büyük bir velî, kendisini ilahî aşka ve müthiş edebî dili ile bu aşkın şualarını insanlara salık vermeye adamış dünyanın en tesirli figürlerinden biriolarak görülmesi gerektiğini vurguluyor.

Friedlander, ayrıca Hz. Mevlânâ ile Şems-i Tebrîzî ilişkisini yeni bulgular üzerinden tanımlamaya ve Şems Hazretlerinin ortadan kayboluşunu daha önce dile getirilmemiş şekilde yeni bir teori ile açıklamaya çalışıyor.

Hepimiz Hz. Mevlânâ’nın vârisleriyiz. Peki bu mirası nasıl devralacağız? Bugün dünyanın onu tanımlamakta olduğu şekliyle mi? Dersliklerde ve kahvehanelerde bu düşüncelerin geçerliliğini tartışarak mı? Veyahut arzulu kalplerimizi beslemeye çalışarak, gençlerin entelektüel arzularını kamçılayarak, olgunluk ve tekâmül sahibi kişilerin halen dolduramadıkları bu eksiklikleri tamamlamaya gayret ederek mi?

Mevlana Celaleddin Ruminin Unutulmuş Mesajı

Kitaptan Alıntılar

"Mesnevî-i şerîf’in her bir beyti bir vesile-i irşad ve bir aşk mektubudur. Hz. Mevlânâ’nın size yazmış olduğu bir aşk mektubunu nasıl okuyabilirsiniz? O mektubun sözleri ve düşünceleri onun kalbinde doğmuş, nefesiyle yoğrulmuş ve mürekkeple kâğıda damlamıştır. Kim okuyabilir bunu? Gözünüzden akan yaşlar o kâğıda damlayıp da hikmet mürekkebinin bir mânâ şarabına dönüşmesini sağlayabilir mi? Önce kalbinizi kaplamış dünya tozlarını süpürüp Hz. Mevlânâ’nın size yazdığı aşk mektubuna bir yer açmaya var mısınız?"
"Bizim ‘yarı-görünür’ kıldığımız şeylerin dışında, dünyadaki her şey görünmezdir. Farkındalığın devreye girmesiyle her şey görünür hale gelir. Dervişin maksadı kalp gözünü uyandırmak ve böylece ebediyetteki sonsuzluğu [daha buradayken] müşahede edebilmektir. Amacı, kendisini olduğu yere mıhlayan dünya yapışkanından kurtulmak ve Allah ile tevhide ermek, böylece O’nun Nûr’unun ışıdığı bir mecra, bir mazhar olmak ve sınırsızlık âlemine kadem basmaktır."
"Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî-i Mânevî’si, şimdiye kadar sayısız insanın can şem’ini uyandırıp nurlandırmış hayat sahibi bir kitaptır. Eserlerindeki zahiri basitliğin içinde Hz. Mevlânâ bir dizi didaktik hikâyeden istifadeyle hayatın nasıl yaşanması gerektiğini anlatmış ve bu tarz hikâye anlatımında büyük veli Ferideddin Attâr Hazretlerinden ilham almıştır."

Satış Noktaları

Back To Top