Halvetî, yolunun ileri gelenlerinden. Şirvan’ın, Şemah şehrinde dünyâya geldi. Babası Seyyid Behâeddîn-i Şirvânî, Şemâh’ın ileri gelen zenginlerinden idi. Yahyâ Şirvânî, 869 (m. 1464) senesinde Bakû’de vefât etti. Şirvanlı oduğu için “Şirvânî” diye meşhûr oldu. Seyyid Yahyâ Şirvânî, fevkalâde cemâl, ahlâk ve edeb sahibi idi. Halvetî, yolunun kurucusu Ömer Halvetî’nin ( radıyallahü anh ) en yüksek talebesidir. Bu yolun yayılması, Seyyid Yahyâ Şirvânî ile olmuştur. Seyyid Yahyâ Şirvânî, çocukluğunda dahi fevkalâde edeb ve ahlâk sahibi idi. Birgün arkadaşları ile oyun oynarken, evliyânın büyüklerinden İzzeddîn Halvetî’nin oğlu ile Sadreddîn Halvetî’nin dâmâdı olan Pîrzâde hazretleri onu gördüler. Çocuğu bir müddet seyr ettikten sonra, birbirlerine; “Allahü teâlâ bu çocuğa, dedelerinin edebini, olgunluğunu ve güzel huyunu ihsân etmiş. Duâ edelim de, Halvetî yolunun feyz ve ma’rifetlerine de kavuşsun” dediler. El açıp cenâb-ı Hakka yalvarıp, uzun uzun duâlar ettiler. O gece Seyyid Yahyâ, rü’yâsında Resûlullah efendimizi ( aleyhisselâm ) gördü. Sevgili Peygamberimiz buyurdular ki: “Evlâdım Yahyâ! Halvetî yolunun büyüklerinden olan Sadreddîn’e git. Onun sohbeti ve hizmetiyle şereflen!” Sabah olunca, yaşının küçüklüğüne bakmadan, Sadreddîn Halvetî’nin huzûruna koştu. Onun terbiyesi altında ilim öğrenmeye başladı. Kısa zamanda hocasının feyz ve bereketleri ile, ilimde ve tasavvuf yolunda pek yüksek derecelere kavuştu. Çok soğuk bir kış günü, Seyyid Yahyâ Şirvânî ( radıyallahü anh ) yatsı namazını kılmak için câmiye gitti. Fakat soğuktan ayakları uyuşup, ayağa kalkamadı. Bu hâlini duyan arkadaşları, gidip kollarına girerek evine götürdüler. Günlerce her ne ilâç kullandı ise, iyileşeceği yerde, ağrıları daha da arttı. Bir gece hocası Sadreddîn, Seyyid Yahyâ’nin evlerinin bacasından içeri girdi. Seyyid Yahyâ’ya buyurdu ki: “Ne yatıyorsun oğul kalk ayağa!” Sonra elinden tutup ayağa kaldırdı. Seyyid Yahyâ’nın ( radıyallahü anh ) hastalığı tamamen iyileşti. Hocasının gelmesini ve Yahyâ’nın iyileşmesini bir hizmetçi kız gördü ve gidip Seyyid Behâeddîn’e haber verdi. Seyyid Behâeddîn eve geldiğinde; oğlunun rahatsızlığının geçmiş, hiç birşeyi kalmamış olduğunu gördü. Oğlu Seyyid Yahyâ’ya; “Bu senin hocan, âlim ve kerâmet ehli geçinir, neden düz yollar varken bacadan aşağı iner?” dedi. Seyyid Yahyâ da (kuddise sirruh); “Sebebi, yolların dikenli olmasıdır. Dikenler mübârek ayaklarını yara eder” dedi. Seyyid Behâeddîn yine; “Yollarda diken yok ki” dedi. Seyyid Yahyâ ( radıyallahü anh ); “Sizin inkâr dikenleriniz var ya!” diye cevap verdi. Bu söz üzerine Seyyid Behâeddîn, elinde olmıyarak oğlu Seyyid Yahyâ’nın peşine düşüp Sadreddîn Efendi’nin huzûruna gitti. İ’tirâzına tövbe etti. Sâdık talebelerinden oldu.

Yazarın Kitapları